Yatsı Namazı İçin Takvimlerde Geçen Vakte Uymak Zorunda mıyız?
Fetva No: 285 Görüntülenme: 3860

Şafiî mezhebine göre akşam namazının vakti güneşin batmasıyla başlar; namazın geçerli olması için aranan şartları yerine getirdikten sonra üçü farz, ikisi de revatib sünnet olmak üzere beş rekât namaz kılacak kadar vakit geçtikten sonra son bulur. Akşam namazı vaktinin bu kadar olması, İmam Şafii’nin Kavl-i Cedid’ine göredir. Bu sürenin bitmesi yatsı namazının vaktinin girdiği anlamına gelmez. Zira yatsının vaktinin gökteki kızıllığın kaybolmasıyla birlikte başladığıyla ilgili neredeyse icmâ vardır. Kavl-i Kadim’e göre ise akşam namazının vakti, kırmızı şafak kayboluncaya kadar devam eder. Şafiî âlimleri bu hususta İmam Şafi’nin kadim görüşüne göre amel etmenin daha doğru olduğunu belirtmiştir (Nevevî, Ravzatü't-Tâlibîn ve Ümdetü'l-Müftîn I, 448).

 İmam Ebu Hanîfe gökteki kızıllıkla birlikte ayrıca bir de beyazlığın, yerini karanlığa bırakmasıyla yatsı vaktinin girdiğini söyler. Bu da Ebu Hanife’ye göre yatsı vaktinin biraz daha geç olduğu anlamına gelmektedir. Yalnız aralarında her iki talebesi İmam Muhammed ve Ebu Yusuf'un da bulunduğu cumhura göre kızıllık kaybolur kaybolmaz namaz kılınabilir (Mergînânî, El-Hidâye I, 179).

 Gökteki kızıllığın ne zaman yerini beyazlığa, ardından da karanlığa bırakacağını 24 saatlik zaman dilimiyle her bölge için aynı olacak şekilde belirlemek mümkün değildir. Zira bu durum ülkeden ülkeye değişken olmakla birlikte mevsimden mevsime de uzayıp kısalabilmektedir. Bazı bölgelerde yılın bazı aylarında yaklaşık olarak “1 saat 10 dakika” geçtikten sonra yatsı namazının vakti girmektedir. Yalnız bu hüküm diğer bölgeler için geçerli olmaz. Dolayısıyla diğer vakitlerde olduğu gibi yatsı namazında da müslümanların genelinin mutabık olduğu takvimlerin esas alınması daha isabetli olacaktır.


Paylaş