“Gayri İslami Düğünlere Çağrılıyoruz, Ne Yapalım?”
Fetva No: 206 Görüntülenme: 1773

Müslümanlar olarak her halimizde Allah Teâlâ’nın emrini yerine getirmekle mükellefiz. Sevinç, üzüntü ve kederli günlerimizde yapmamız geren davranışlar şeriatın bizler için belirlediği ölçü ve kriterlere uygun olmalı, toplumda ifsada yol açmamalıdır. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), vefat eden çocuğu sebebiyle isyana varacak kadar ileriye giden anneye sabır telakkisinde bulunarak, bu vesileyle sevap elde edeceğini, aksini yaptığı takdirde günah işlemiş olacağını bildirmiştir (Buhârî, Cenâiz 31, No: 1283). Aynı şekilde sevinç ve gösteri ortamlarında herkesin görebileceği şekilde şarkı söyleyen kadınların ve bu kadınları dinleyen erkeklerin haram işlediğini söylemiştir. Bu iki örnek, İslamın sosyal hayatta bizler için belirlediği kriterleri gözler önüne sermektedir.

 Değişen zaman, mekân, örf ve kültürler sebebiyle İslam âlimleri, düğünler için belirli bir şekil tayin etmemiştir. İçerisinde haramın bulunmadığı bütün düğünler islamîdir. Kişi, yaşamış olduğu bölgenin örf ve âdetini dikkate alarak düğün, nişan, kına ve sünnet merasimi gibi sevinç vesilesi olan günlerde haram bir davranışta bulunmadığı takdirde istediği şekilde etkinliğini tertip edebilir, davetlere icabet edebilir.

Müslüman kimse dini hassasiyetlerin dikkate alınmadığı merasimlere iştirak etmemelidir. Akraba, arkadaş ve komşuluk hukuku bulunan kişiler tarafından uygunsuz düğünler tertip edilirse bunlara icabet edilmemelidir. Bununla birlikte bu tür merasimlere katılmadığı taktirde akraba ve yakın çevresiyle ilişkisinin kesileceğinden endişe edenler, menfi durumların bulunmadığı bir vakti tespit ederek tebrik ve hayır temennisi için karşı tarafa görünüp düğün mahallinden ayrılabilir.


Paylaş